17 Aralık 2017 Pazar

HADİ BUGÜN ÇAYIMIZI KARAKOLDA İÇELİM

BİLGE KİMİN ELİNİ ÖPTÜ ?

Evlenip İzmir’e yerleşen İstanbullu gazeteci Cemal Bilge, sabah erken saatte check-up için geldiği Çeşme Devlet Hastanesi’nde ayaküstü sohbet ettiği 70’lik bir delikanlının elini öptü. Kendisi gibi İstanbullu olan 4 yıl önce Alaçatı’ya yerleşen 70’lik delikanlı aslında İstanbul’da tarih yazmış bir isimdi

01 Aralık 2017 Cuma 11:34
BİLGE KİMİN ELİNİ ÖPTÜ ?







 
TH İZMİR – O’nun ismi 68 Kuşağı temsilcisi. Temsilci olmaktan ziyade belkide kuşağın önde gelen aktörlerinden. 1968 yılında o bir mücadeleci. O ve arkadaşları ABD’nin ünlü 6. Filosu’na bir ellerinde Türk Bayrağı bir ellerinde taşlarla karşı koyan gerçek yurtseverler. Kıbrıs’taki soydaşlarımıza yardım için giden Türk gemilerinin önünü keserek harekatı engellemeye çalışan 6. Filo’ya İstanbul’u dar eden kahramanlar.
 
İşte onlardan birisi bugün Çeşme Devlet Hastanesi’ndeydi. Check-up için hastaneye gelen Gazeteci Cemal Bilge ile tanıştıktan sonra sohbete başlayan ikilinin konusu o yıllarda yaşanan olaylar oldu. 68 Kuşağının temsilcisi olarak hatıralarını yad ederken zaman zaman o yıllara gidip geldiği gözlenen 70’lik delikanlının elini öpen Cemal Bilge, “Sizin şahsınızda bütün 68 Kuşağı’nın ellerini öpüyorum. Sizler Türkiye’mizin olduğu kadar Dünya’nın da çok özel jenerasyonusunuz.” dedi
 
İzmir’de yaptıkları haberlerle taşları yerinden oynatan karı-koca gazeteciyle hatıra fotoğrafı çektiren 70’lik delikanlı, geçmişte onca acılar yaşamasına rağmen Bilge ve eşine veda ederken yüzündeki gülümsemeyle ortamı bir anda gül bahçesine çevirdi


 
68 KUŞAĞI VE TÜRKİYE

1960'lı yılların içinde bulunduğu ve tüm dünyada esen özgürlük akımından ve savaş karşıtlığından etkilenmiş ve Türkiye'de sol görüşlü 60 gençliğinin oluşturduğu bir akım olarak bilinir.
 
Aynı dönemde kapitalist birçok ülkede ve özellikle Amerika'da sisteme aykırı hareketleriyle ön plana çıkan Hippiler gibi özgürlükçü ve antimilitarist akımlar oluşmuştu. Amerikadaki 60 kuşağının en önemli hareketi o zaman Amerika'nın yürüttüğü Vietnam Savaşı'na karşı yaptıkları protestolardı ve hem Amerika'nın verdiği kayıpların aşırı artması hem de hippiler ile birlikte tüm Amerikada ve dünyada yayılan savaş ve Amerikan karşıtı gösteriler sayesinde Amerika Savaşı sonuçlandırmadan geri çekilmek zorunda kalmıştı.


 
Ayrıca Amerika'da 68 kuşağı,2. dünya Savaşı'nı görmeyip onun etkisini hissetmeyen savaştan sonraki ilk nesildir.Bu yüzden Amerika'da bu jenerasyonun döneminde lüks malların tüketimi(büyük amerikan arabaları) ve doğum oranlarında patlama görülmüştür.Bu kuşağa bu özelliği nedeniyle 'baby boom generation' denilmektedir.
 
68 kuşağını başlatan olayların ilki Fransa'daki Sorbonne Üniversitesi'nde meydana gelen öğrenci isyanıdır.Ayrıca Latin Amerikalı devrimci Ernesto Che Guevera'nın 1967 yılında Bolivya dağlarında yakalanarak öldürülmesi de bu olayların başlangıcına neden olarak gösterilebilir.


 
68 kuşağının Türkiye'deki uzantısını ise Deniz Gezmiş, Mahir Çayan, Hüseyin İnan, Yusuf Aslan gibi solu kendi içinde çeşitli fraksiyonlara bölen devrimci ve eylemci öğrenciler oluşturmuştur...
68 kuşağının içinde bulunduğu olaylarda sağ ve soldan birçok gencimiz hayatını yitirmiştir.Bu dönemde özellikle göze çarpan olaylar "kanlı pazar" ve 6. Filo'ya karşı yapılan Amerikan askerlerinin denize atıldığı olaylardır.Kanlı Pazar olayında 5 kişi bıçaklanmış ve 3'ü ölmüştür.Devrimcilerin 6. Filo'yu protesto amaçlı başlattıkları bu yürüyüşte radikal sağ görüşlüler bıçak ve sopalarla saldırarak devrimcileri yaralamıştır.
 
Deniz Gezmiş ile Mahir Çayan'ın önderliğini yaptığı iki fraksiyon o dönemde hedef seçilmiştir bunun üstüne mahir çayan önderliğindeki thkpc(türkiye halk kurtuluş partisi cephesi)anarşizm ile mücadele kararı almıştır.deniz gezmiş önderliğindeki THKO ise anarşizme uzak kalmıştır.ancak emniyetin yakalanan devrimcilere şiddet uygulaması bu gruptada anarşizm hareketini ateşlemiştir.


 
6.FİLO'YA HAYIR VE KANLI PAZAR 
 
Kıbrıs sorununda ABD’nin tutumu, Vietnam Savaşı, Ortadoğu’da ABD’nin İsrail yanlısı tavrı ve İsrail-Arap savaşı, 1960’lı yılların gençliğini Amerikan karşıtı bir tavır almaya sevk etti. İşte böyle bir ortamda ABD’nin Akdeniz’deki gücü 6. Filo Türkiye’ye davet edilmişti. Uzun süre karadan  uzak kalan Coni’leri taşıyan 6. Filo’nun ziyareti, ülkede büyük infial yarattı. ABD askerleri, gençliğin hedeflerinden biri oldu. Aslında bize hiç yabancı değildi bu filo. Kıbrıs’taki soydaşlarımıza yardım için giden Türk gemilerinin önünü keserek harekatı engellemeye çalışan 6. Filo’ydu. İşte tüm bu acı gerçeklere rağmen, 15 Temmuz 1968 tarihinde 6. Filo’ya bağlı bir uçak gemisi, 5 destroyer Dolmabahçe’ye demirliyordu. Ancak, ABD askerleri, beklemedikleri bir tepkiyle karşılaşıyor ve Türk topraklarına ayak bastıklarına pişman oluyordu.


 
Katran döktüler
 
İlk önce öğleye doğru ellerinde Türk Bayrakları taşıyan bir grup genç Dolmabahçe’ye kadar gelmiş; tepkilerini göstermek için Türk Bayrağı’nı yarıya kadar göndere çekmişti. Fakat bu yalnızca başlangıçtı. Bir pavyonda 150 kuruş için hesaba itiraz eden 3 Amerikan eri dışarı çıktıklarında üzerlerine boya ve katran atılmıştı.. Bu tüm İstanbul’da böyleydi. Amerikalılar, görüldükleri her yerde başta üniversiteli gençlik olmak üzere toplumun her kesimi tarafından protesto edilmekte, bindikleri araçların camları kırılmaktaydı. Amerikan askerlerine karşı girişilen eylemler. 1967-1969 yılları arasında özellikle eğlence yerlerinin bulunduğu Beyoğlu’nda Amerikan askerlerinin başlarından keplerini kapmak, üstlerine kırmızı boya atmak, üniformalarını jiletlemek, ya da kıstırıp hırpalamakla başlayan antiemperyalist eylemler askerlerin denize atılmasına kadar varmıştı. Bunun üzerine Coniler, soluğu savcılıkta almak zorunda kalmıştı.


 
Polislerimiz topladı
 
İstanbul, İzmir, Trabzon’da şiddetlenen 6. Filo karşıtı eylemler, 1968 Temmuzunda zirveye tırmanır. Bunda ABD askerlerinin, Türk bayrağını yırtmaları ve Türk kızlarını taciz etmelerinin büyük etkisi olur. 17 Temmuz akşamı da İstanbul Teknik Üniversitesi öğrencileri, Gümüşsuyu’nda Amerikan askerlerinin yatmakta olduğu oteli basar. İstedikleri tek bir şey vardır: Bu topraklardan Amerikan askerlerinin defolup gitmeleri. Amerikalılar şaşkınlık içindedirler. ABD ve emperyalizm karşıtı gençliğin protesto yürüyüşleri, artık tüm İstanbul’u sarmıştı. “Amerikalı it, evine git”, “Bağımsız Türkiye” sesleri artık 7’den 70’e herkesin kulaklarında yankılanmaktaydı. Amerikan askerlerini İstanbul sokaklarından Türk polisi toplamak zorunda kalmıştı. Temmuz ayında, İstanbul’da sürekli protesto edilen ve tartaklanan ABD askerlerinin korunması için, dönemin İçişleri Bakanı Faruk Sükan, emniyet teşkilatına kesin talimat vermişti. Polis, o akşam verilen emre uyarak İTÜ yurdunu basar. Protesto gösterilerine katılan öğrencilerden İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğrencisi Vedat Demircioğlu, yurdun penceresinden düşerek ağır yaralanır. Demircioğlu, hemen Taksim İlk Yardım Hastanesi’ne kaldırılır
.
Halk destek verdi
 
Ancak, 24 Temmuz 1968 Çarsamba günü hayatını kaybeder. Arkadaşlarını kaybeden öğrenciler, protesto gösterilerini yoğunlaştırır. Taksim’den yüzlerce genç, Dolmabahçe’ye doğru yürüyüşe geçer. Gençlerin etrafında kısa sürede halktan ve esnaftan binlerce kişi toplanır. Yakalanan tüm ABD askerleri denize atılır. 
 
‘İhtiyaç molası’ veren Conileri denize döktük
 
Uzun süredir karadan  uzak kalan Amerikalı Coni’lerin “ihtiyaç molası” için İstanbul’a demir atan 6. Filo, Türkiye’yi ayağa kaldırmıştı. Üniversite gençliğinin başını çektiği göstericiler, Coni’lerin defolup gitmesi için sokağa dökülürken, İstanbul alışılagelmemiş eylemlere tanıklık ediyordu.  Dolmabahçe’ye çıkan ABD askerleri beklemedikleri bir tepkiyle karşılaşmıt. Kafalarında golf sopaları kırılan ABD askerleri, emperyalizm karşıtı gençler tarafından denize atılmıştı.
 
6. Filo, sağ-sol çatışmalarını tetiklemişti


 
1968 yılında 6. Filo’nun Türkiye’ye yaptığı ziyaret, üniversite öğrencileri arasında ilk kez sağ-sol çatışmaları yaşanmasına neden olmuştu.
 
ABD’nin 6. Filo’sunun Türkiye ziyareti, öğrenciler arasında kanlı sağ-sol savaşının miladı olmuştu. 1968 olaylarını tetikleyen, üniversite işgallerinden çok ABD’nin 6. Filosu’na karşı, gençlerin başlattığı mücadeleydi. Bu nedenle ziyaret, Türkiye’nin kaderinde dönüm noktalarından biriydi. O dönemde, ABD’yi küstüren komünist, komünist de ABD karşıtıydı. Ziyaret nedeniyle başlayan protestolar sonrası, polisin karargaha dönmüş bir öğrenci yurdunu basması sonucu bir öğrenci ölmüş, bu olay, gösterileri daha da büyütmüştü. 16 Şubat 1969 tarihinde İstanbul Bayazıt Meydanı’nda ABD’nin 6. Filo’sunu protesto etmek için 76 gençlik örgütü toplanmıştı. En önde Türk bayrağı, arkada şu pankartlar vardı: “Geldikleri gibi gidecekler”, “Emperyalizm ve yerli uşaklarına karşıyız”, “Rezil coni bir daha gelme”, “Amerikan iti toprağımızda havlayamaz.” Beyazıt’tan başlayıp Taksim’de sona erecek olan anti-emperyalist, bağımsız Türkiye miting için işçiler, öğrenciler toplanmaya başlarken, aynı saatlerde Beyazıt Camii ve Dolmabahçe Camii doluyordu. Fakat bu sefer Amerikan muhiplerin sayısı oldukça artmıştı. 


 
Provakasyon
 
Bugün Gazetesi’nden Mehmet Şevki Eygi; “’Büyük fırtına patlamak üzeredir, Müslümanlar ile kızıl kafirler arasında topyekün savaş kaçınılmaz hale gelmiştir... Müslüman kardeşim, sen bu savaşta bitaraf kalamazsın. Ben namazımı kılar, tespihimi çekerim... Etliye, sütlüye karışmam deyip de kendine zulüm edenlerden olma, gözünü aç, bak!.. Onlarda taş, sopa, demir, molotof kokteyli mi var? Biz de aynı silahları kullanmaktan aciz değiliz... Cihat eden zelil olmaz. Sağ kalırsa gazi olur, canını verirse şehitlik şerefini kazanır” şeklinde provakatif yazılar yazarak olayların büyümesine zemin hazırlamıştı. Sağ ve sol görüşlü öğrenciler, meydanda karşılaşmış, tarihe ’Kanlı Pazar’ olarak geçen olaylarda 2 kişi ölmüş, 200 kişi yaralanmıştı. 
 
‘Sokağa dökülmekle halledilmez’