17 Ekim 2017 Salı

HADİ BUGÜN ÇAYIMIZI KARAKOLDA İÇELİM

İZMİRLİ OLMAK

27 Eylül 2017, 17:53
İZMİRLİ OLMAK
Cevat Ziya MARUFLU



“İZMİR’Lİ OLMAK…” KENTLİ OLMAKTIR.
İZMİR’LİLİK BİR TUTKUDUR.
BELKİ DE; MÜZMİN, KRONİK BİR HASTALIKTIR…
BULAŞICI ÖZELLİĞİ DE OLABİLİR…
ANCAK; İZMİR’Lİ OLMAK ONURDUR. 
ATATÜRK İZMİR’DİR.
İZMİR ATATÜRK’TÜR.    
                                                     
 

Homeros’un yaşadığı, Heredot’un, Merkez Efendi’nin, Evliya Çelebi’nin hakkında çok güzel sözler söylediği; Dünyanın en güzel ikliminde ve en güzel coğrafi noktasında kurulmuş, Güzel İzmir’imizin siz iyi yürekli insanları için düşünce ve hizmet üretmeyi, önce bir İzmir’li olarak, sonrada halk yararına çalışan bazı Sivil Toplum Örgütlerinin bir mensubu olarak sürdürüyorum.

Ailemin, Benim ve Arkadaşlarımın kendiliğinden üstlendikleri en önemli görev; “İzmir’in ve İzmirlilerin “ölüsüne de dirisine de sahip çıkma” görevidir. Kent sevgisi ve kentlilik bilinci bunu gerektirir. Yaşadığımız ve sevdiğimiz İzmir kentinin özünü oluşturan mevcut ve geçmişten gelen değerlerini korumak ve kollamak, HEPİMİZİN vazgeçilmez görevi olmalıdır. 

En az 8500 yıllık olduğu kesinleşmiş Güzel İzmir’imize Dünyanın en eski ve en kalıcı kentlerinden biri olma özelliğini, tarihin derinliklerinden gelen geçmişiyle olan bağlantısını hiç kaybetmemiş olması kazandırmıştır.

Günümüzde Sivil Toplum Örgütlerinin yegane görevi; İzmir’in Dününü ve Bugününü entegre bir anlayışla değerlendirip yarınlara aktarmak olmalıdır. Bu nedenle biz, bu kente ve bu kentin şahsında ülkeye hizmet etmiş değerleri sık sık ödüllendirmeye, onlar için ödül törenleri düzenlemeye çalışıyoruz.

Yıllar önce; Dr.Behçet Uz, Enver Saatçıgil, Reşat Leblebicioğlu, Enver Dündar Başar, Osman Kibar, İhsan Alyanak, Dündar Soyer, Ahmet Dönmez, Mücahit Büktaş, Şerif Remzi Reyend, Mazhar Zorlu, Hasan İkbal, Dr. Selahattin Akçiçek, Dedem Cevat Ziya Maruflu, Tahir Bor, Nevres Gökçe, Hasan Çolakoğlu, Talat Muşkara,Turan Muşkara, Av. Necdet Öklem, Süleyman Ferit Eczacıbaşı gibi emsalsiz İzmir’liler bu amaçla biraraya gelmişler ve çeşitli İZMİR YARARINA CEMİYETLERLE birlikte “Türkiye Başarı Ödülleri Kurulu” ile İzmiri Sevenler (Cemiyetini) yani Platformunu oluşturmuşlardır.

İzmir’in İzmir olabilmesi için; Dün’le Bugün arasındaki bağlantısını koparmaması ve bu bağın güçlü tutulması şarttır. İzmir’in Anadolu Medeniyetlerinden gelen müthiş ve efsanevi bir geçmişi vardır. Bu gerçek her zaman diri ve canlı tutulmalıdır.  Babamın, Benim ve Bizim gibi Düşünenlerin, hepsinin yapmak istediği de budur.

40 yaşını bulmuş İZMİR SEVDALISI bir Hemşehriniz olarak; Son günlerde yaşadıklarımdan şunu öğrendim. Maalesef  İzmir’li Hemşehrilerimiz, yaşadıkları kent’i ve o kent’in sahip olduğu değerleri  bilmiyorlar. Bu bilgisizliğin nedeni;  insanlarımızın  yaşadıkları kent’i yada çevreyi yeterince tanımamalarıdır. 

Bir şeyi sevmek onu tanımakla başlar. Bir kişi; yeterince  tanımadığı; tarihini, dününü geçmişini, otantik değerlerini, örf ve adetlerini bilmediği bir kenti; elbette ki; doyasıya  sevemez. Öylesine sever. İzmir’i tanımak ve doyasıya sevebilmek için İzmir’in en azından 90 - 95  yıl öncesini iyi bilmemiz gerekir.

98 Yıl önce 1919’da ; Birinci Dünya savaşı sonrası Sevr Anlaşması ile paylaşılan Türkiye’de, İzmir kentimiz de, çok acılı ve hüzün dolu Mütareke Günleri yaşamıştır. İzmir’de Emperyalist Düşmanın boyunduruğu altında özgürlüğün ve bağımsızlığın olmadığı, açlık ve sefaletin dopdolu olduğu günler yaşanmıştır.

95 yıl önce 26 Ağustos 1922 günü, Afyon’dan başlayan Büyük Taarruz, 9 Eylül 1922 sabahı İzmir’de Konak Hükümet Meydanı’na şanlı Ay Yıldızlı Bayraklarımızın çekilmesiyle son bulmuştur. Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın önderliğinde yepyeni bir Cumhuriyet Türkiyesi’nin kurulmasının planları da ilk kez İzmir’de yapılmıştır.

1923 İzmir İktisat Kongresi ile Uygar ve Çağdaş Türkiye’nin başlangıcı dost’a, düşman’a ilk kez İzmir’den duyurulmuştur. Emperyalist Düşman’ın 9 Eylül 1922’den sonra yakıp yıktığı İzmir’in en önemli bölümü olan Alsancak Bölgesi, 85 yıl önce 27 Temmuz 1932 ‘den itibaren, CUMHURİYET MEYDANI’nda ki, ilk Gazi  Heykeli’nin açıldığı gün yepyeni bir planlama ile ele alınmıştır.

Bu günkü Kültürpark 81 Yıl önce o günlerde yaratılmıştır. Emperyalist düşmanın yakıp, yıktığı ve yok ettiği 985 Bin metrekarelik bir alan, büyük zorluklarla temizlenmiş ve 460 Bin metrekaresi Kültürpark olarak değerlendirilmiştir. Bir doğa cenneti yaratılmıştır. Planlı ve düzenli bir yeşil alan örneği ortaya çıkartılmıştır. Kültür Mahalleleri’nin, Mimar Sinan, Kahramanlar, Ege ve Alsancak Mahalleleri ile birlikte yaratılması, Dış Dünyaya; Atatürk’ün ifadesiyle, ”Siz yaktınız, Yok ettiniz. Bakın Biz, yakıp yıktıklarınızın yerine yepyeni bir Kültür Alanı, bir HALK PARKI yarattık” mesaji’nı ve imajını vermektedir. 

İşte bu nedenle İzmirin KENTLİLİK profilinde, Kültürpark’ın tarihselliği ve günümüzde ki değeri çok önemlidir. Kültürpark, Milli Mücadeleyi simgeleyen bir Anıt’dır. Bir Cumhuriyet eseridir. İzmirin kentlilik sembollerinden birisi olan KÜLTÜRPARK gibi müstesna, bir eserin yaratılmasında, İzmir’in efsane Belediye Başkanı-Büyük Devlet ve Halk Adamı Dr. Behçet Uz ve arkadaşlarının hizmetlerini ve başarılarını asla unutmamalıyız.


Kim ne derse desin. Kentleşme olgusu en başta olmak üzere; İzmir, Atatürk Cumhuriyeti’nin Başkenti’dir. Gazi Mustafa Kemal Paşa’yı henüz Atatürk olmadan en çok etkilemiş kent, İzmir’dir. Atatürk Milli Mücadeleye başlama kararını 15 Mayıs 1919 Akşamı İzmir’in Yunanlılar tarafından işgal edilmesi haberini duyar duymaz almıştır. 3,5 yıl süren Milli Mücadele günlerinde Atatürk’ün tek hedefi İzmir’e varmak ve İzmir’i Türk yapmak olmuştur. 9 Eylül 1922 sabahı bu hedefine vardığında yeni Türkiye Cumhuriyetini kurma kararını da ilk kez İzmir’de almıştır.

İzmir Atatürk’ü seven, Atatürk’ün İzinden ve yolundan asla çıkmayacak olan; Milliyetçi, Laik, Demokrat ve Hür düşünceden yana Atatürk Cumhuriyetçilerinin vazgeçemeyecekleri bir Anıt Kent’tir.  Asla Unutmayalım ki; Atatürk İzmir’dir, İzmir Atatürk’tür.” Atatürk’ün 25 Haziran 1923 tarihinde yapılan ilk genel seçimlerde İzmir’den de Milletvekili seçilmesini istemesi ve adaylığını İzmir’den de koydurtması, ancak tercihini milli mücadelenin ilk “gazi kent”i olan Gaziantep’den yapması da tesadüfü değildir. Bu yaşanmış olay, Atatürk’ün zor günlerinde İzmirlilere duyduğu “güvenin ve sevginin” kanıtıdır.   

Atatürk’ün Cumhuriyeti kurarken Hükümetindeki Mahmut Esat Bozkurt, Vasıf Çınar, Mustafa Necati, Celal Bayar gibi önemli bakanlarını İzmir’den seçmesi, Celal Bayar’ın Milli Mücadele faaliyetlerini Ege’de ve İzmir’de “Galip Hoca” adıyla örgütletmesini sağlaması, Aydın’lı Adnan Menderes’i ve Ödemiş’li Şükrü Saraçoğlu’yu İzmir’de tanıyıp onları keşfetmesi, İsmet İnönü’nün İzmir doğumlu olması, Latife Hanım’la İlk ve Tek evliliğini İzmir’den yapması tesadüfi değildir. Herkesçe bilinen bu gerçeklere daha pek çok örnekler verebilirim. Ancak en önemlisi;17 Şubat - 4 Mart 1923 tarihleri arasında İzmir’de topladığı  1923 İzmir İktisat Kongresi’dir.


Bundan 95 yıl önce 17 şubat 1923'de, insanlık Önderi Mustafa Kemal Atatürk, 20. yüzyılın en önemli olayı sayılan; “1923 İzmir İktisat Kongresi”ni İzmir’de toplamıştır... Gazi Mustafa Kemal'in önderliğinde;  Cumhuriyetin ilanından 9 ay önce, Milli Mücadeleden 6 ay sonra İzmir'de; gerçekleştirilmiş olağanüstü bir başarının adı; 1923 İzmir İktisat Kongresi gibi olağanüstü bir olaydır.

Böylesine zor ve detaylı bir organizasyonu düzenlemek ancak  büyük kurtarıcı Atatürk'e yakışan bir başarının adıdır. İzmir İktisat Kongresi'nin özelliği; Atatürk'ün Kuvvayı Milliye  İzmir İktisat Kongresinden önce, inancının ilk kez iktisadi ve sosyal meselelere yansıdığı bir kongre örneği olmasıdır. “Misak-ı İktisadi” denilen Türkiye'nin yepyeni bir Ekonomik ve sosyal yapıya kavuştuğunun da saptandığı bir etkinlik olmasıdır.

Kongrenin yapıldığı aynı salonda, “1923 İzmir İktisat Kongresi”nden 2 gün önce; “15-16 Şubat 1923 günleri”, Yüce Atatürk’ümüz, Türkiye’de ilk kez bir de; “Kadınlar Kongresi” düzenlemiştir. Tüm bu etkinliklerde Atatürk’ün en yakın Dava Arkadaşı Mahmut Esat Bozkurt, Atatürk’e yardımcı olmuştur.

İsviçre’de eğitimdeyken, “Özel İhtisas” eğitimini de bırakarak İzmir’e gelip Şükrü Saraçoğlu ile birlikte Milli Mücadeleye katılmış; ”Arvalya Milisleri”ni de kurarak, Ödemiş-Tire-Bayındır-Selçuk - Didim ve Kuşadası bölgelerinden düşmanı bertaraf etmeyi başarmış Mahmut Esat Bozkurt, kendisini çok iyi yetiştirmiş emsalsiz bir “Hukuk ve Adalet” adamıdır. Aynı zamanda “enternasyonal iktisat” konusunda da derin bilgi sahibidir.

1923 İzmir İktisat Kongresi’nden önce yapılan “Kadınlar Kongresi”nde, yani yine İzmir’de, 4 yıl sonra 1926’da Adalet Vekili Mahmut Esat Bozkurt’un hazırlayıp TBMM’ye sunup kabul ettirteceği ilk “Medeni Kanunu”muzun da esasları belirlenmiştir. Tesadüfen 1926 Türk Medeni Kanunu’nun onaylanma günü de 17 Şubat’dır. Dr. Behçet Uz’un öncülüğünde 50 yıl önce oluşturduğumuz “İzmir ve İzmiri Sevenler Platformu” olarak Biz de ; her yıl 17 Şubat’ları etkinlik ve sempozyumlarla yaşatmayı sürdürüyoruz.  


Emperyalist düşmanın kaçarken yakıp yıktığı İzmir gibi bir kentte 1923 Şubat'ının soğuk kış şartları içinde odun ve kömür sobalarıyla ısıtılan, el dokusu halılarla dekore edilmiş bir incir/üzüm  deposunda tertiplenen ve 1135 tanesi delege olmak üzere, Yabancı Diplomasinin ve yabancı Basın Mensuplarının da katıldıkları o müstesn ATATÜRK ETKİNLİĞİ, ortalama   2500 kişi tarafından sürekli izlenmiştir. "1923 İzmir İktisat Kongresi", Yüce Atatürk’ün ileri görüşüyle YERLİ MAMÜLLER SERGİSİ adı altında (Türkiye'nin ilk fuar sergisi ile birlikte) başarılı bir organizasyonla gerçekleştirilmiştir. 

Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ümüzü ve onun çalışma arkadaşlarını minnet ve şükranla anıyorum. Biz; Bu yıl da; Dr. Behçet Uz’un 124’nci Doğum Yıldönümü’nün Anısına; İzmiri Sevenler Platformu’nca, 15-16 Şubat 2017 günleri “49’nci İzmir İktisat Kongresi Sempozyumu”nu başarıyla düzenledik. Hem 1923 İzmir İktisat Kongresi’nin 95’nci Yıldönümünü, hem de 1926 Türk Medeni Kanunu’nun 92’nci yıldönümünü, “Sağlık ve Turizm” konseptiyle, içeriği kaliteli bir programla ve etkin bir katılımla yaşattık.

Ayrıca yine; Mensubu ve “Babam la birlikte Yöneticisi olduğumuz” 50 yıllık “İzmir’i Sevenler Platformu” olarak; her 17 Şubat’larda; Kemeraltı’nda ve İzmir Cumhuriyet Meydanı’nda; bandolu-mızıkalı görkemli ve coşku dolu KUTLAMALARIMIZI düzenliyoruz ve halkımızın da bu ATATÜRK ESERLERİ konularında aydınlanmasına katkıda bulunuyoruz. Aslında; Biz, her iki olayı da, bir İKTİSAT VE ADALET BAYRAMI anlayışıyla kutlamanın ve anmanın onurunu ve mutluluğunu yaşıyoruz. Yaşatıyoruz Biz, İzmiri Sevenler Platformu olarak YARIM ASIRDAN beri hiç ara vermeden bu etkinlikleri zaten yapıyoruz.


İnşallah; önümüzde ki "1923 İzmir İktisat Kongresini" de; Ege'ye ve İzmirlilere, “fuar ve sergi düzenletme” fikriyle birlikte armağan eden; “Gazi Mustafa Kemal Atatürk”ün 137.'nci, Türkiye’nin ilk Fuarcısı ve HABİTATCISI, “Dr. Behçet Uz”un 126’nci Doğum Yıldönümlerinin de anılarına, önümüzde ki; 17 Şubat 2018’de de, 96 YIL ÖNCE; 1923 İzmir İktisat Kongresi'nde yer almış ve şimdiki “İzmir Fuarı”nı doğurmuş; herkesin çok beğendiği "Nostaljik Yerli Malları Sergisini" bu yıl da; 95 yıl sonra yeniden hayata geçirmenin mutluluğunu yaşayacağız ve görkemli bir SEMPOZYUM ile taçlandıracağız.

 
Konuşmamın en başında da ifade ettiğim gibi; İzmir’i sevmek ve İzmirliyim demek için öncelikle İzmir’i iyi tanımak gerekir. İzmir’in dününü ve bugününü bilmek gerekir. İzmir’in yarınlarıyla ilgili çalışma yapanların başarısızlığı İzmir’i yeterince tanımamalarındandır. İzmir’i Marka Kent yapmak için yola çıkanlar; İzmir’in kumrusu’na, boyoz’una, şambali’sine, sübye’sine ve bir takım gıda ürünlerine sahip çıkarak, bunlara tescilliyet kazandırarak öncelik almak ve olayı kapmak istiyorlar.

Oysa öncelikle İzmir’in en azından 95 yıllık Cumhuriyet geçmişini ve Yüce Atatürk’ün önderliğinde 95 yılda nereden nereye gelindiğini değerlendirmek ve sorgulamak gerekir. Esasen; 95 yıl da yeterli değildir. Bunun normali en azından İzmir’in son 100 yılın masaya yatırılıp incelenmesidir. İzmir her türlü engellemeye karşın şu anda, resmi ve vakıf olarak  11 Üniversitesi olan, 86 yıllık İzmir Enternasyonal Fuarına sahip, organize sanayi bölgeleri olan, turizm kapasitesi yüksek  ve her şeye karşın tarım ve tarıma bağlı sanayi özelliklerini de koruyarak gelişen ve aşamalar yapan bir kenttir.

İzmir’in eksiklikleri doğru bir fizibilite ile akıllıca planlanarak giderilebilir. Şayet düzenleme sorumluluğu İzmir’e verilseydi; EXPO 2020 çalışmalarıyla yepyeni bir İzmir yaratılması da mümkündü. Maalesef ; İzmir’de “İzmirliler arasında birlik beraberlik ruhunun OLUŞAMAMASI”da ciddi bir engeldir. Maalesef; “İZKA - Kalkınma Ajansı” en başta olmak üzere, “İzmir’le ilgili pek çok kurum ve mesleki kuruluş” birbirinden kopuk faaliyetler gerçekleştirmektedir.

Maalesef; Sinsice sürdürülen bir kıskançlık olgusu yok edilememiştir. Markalaşma yolunda karşılaşılan en büyük engel kurumlar arasındaki hissettirilmeyen kıskançlık ve birlik beraberlik anlayışının oluşturulamamasıdır. Oysa; İNOVASYON denilen olgunun, gelişim ve yenilenmenin yolu paylaşımla ve DAYANIŞMA ile mümkün olabilir.

Tek tesellimiz; gelecek için pırıl pırıl genç bir kuşağın yetişmekte olmasıdır. Bilgisayar teknolojisini iyi kullanan, okuyan ve araştıran yeni İzmirlilerin İzmir’e “verimlilik, yenilik ve aydınlanma” kazandıracağına inanıyorum. İnşallah bu inancımda yanılmam…

İzmir’in kent tarihini ve kentlilik kavramını çok iyi değerlendirmemiz gerekir. Tarih boyunca İzmir, farklı kültürlerle bir araya gelmiş değişik ırk, din ve dil sahibi insanlarla bir arada kaynaşarak yaşamıştır. İzmir’in 5500 yıllık tarihi net bir şekilde bilinirken, yakın tarihte yapılan bazı ciddi arkeolojik kazılar ve araştırmalar sonucunda elde edilen bilgiler ve ortaya çıkartılan tarihi eserler  ve objeler, İzmir’in geçmişini, 8600 - 9000 yıllık olarak netleştirmektedir… Bu konuda farklı iddialar her zaman olacaktır.

Gerçek olan şu ki; İzmir; gerçek anlamda “yüz değil”, “bin yıllarca”, sosyal-kültürel ve ekonomik birikimi ve ağırlığı olan bir kenttir. İzmir, tarihinin her döneminde hızlı ve yoğunluklu göçler almıştır. Bu gün de almaktadır. İzmir, tarihsel zenginlikleri, coğrafi konumu ve iklimsel uygunlukları nedeniyle tercih edilen ve herkesin yerleşmek, yaşamak istediği kenttir. İzmir’de tarih boyunca yaşanılan hızlı ve etkin göç hareketleri, elbette ki kentlilik profillerinde değişimler meydana getirmiştir. Özellikle yakın tarihlerde, özellikle 1950’li yıllardan itibaren yaşanılan göç hareketleri İzmir’de ki kent sakinlerinin zaman zaman kentle olan ilişkilerinin kopmasına neden olmuştur.

İzmirliler bazı durumlarda kendilerini yaşadıkları ortamlara yabancı hissetmişlerdir. Uzun yıllar büyük emeklerle üretilen ve güçlendirilen ilişkiler bütünlükleri ve kültürel birikimler erozyona uğramıştır. Mevcut Kültürel birikimler, maalesef bir sonraki kuşaklara aktarılamamıştır.

İzmirlilik Kimliği’nin olmadığı ve  oluşamadığı şeklindeki iddialara çok fazla itibar göstermeyelim. Biz İzmir’i gerçek sevenler, öncelikle farklı kültürlerin bir araya gelip kaynaşmasıyla harmanlaşmış bir İZMİRLİLİK RUHUNUN ve İzmirlilik Kimliğinin varlığına inanmalıyız ve çevremizdekileri de inandırmalıyız. 

KENTLİLİK Anlayışını ve Kent Kimliğini Kazanma ve kazandırma yollarının başında hiç şüphesiz, insanların İzmir’i benimsemesi ve kendisini yaşadığı kent’e ait hissetmesi ve bunun sağlanması gelmektedir. İzmir’in tarihsel ve kültürel yapısıyla bütünleşmemiz ve kentimizle uyum içinde bulunmamız gerekmektedir. 

İZMİRLİ ya da KENTLİ olabilmenin koşulu KENTİNİZİ İYİ VE DOĞRU TANIMANIZDAN Geçer. Yaşadığınız kentin insanlarına sıcak, samimi ve inanarak yaklaşmanızdan geçer. Etnik farklılıklara aldırmadan, dil-din-ırk ayrışmalarını yok farz ederek bir kentte o kentin insanlarıyla birlikte yaşayıp, kaynaşmaya zorunlu olanlar; kendilerini o kentte yaşayanlarla iyi geçinmeye, birbirlerini iyi ve doğru anlamaya zorlamalıdırlar.  

Cevat ziya Maruflu






Bu içeriğe yorum yapan ilk siz olun!

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
    HAVA DURUMU
    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
    TERÖRLE MÜCADELE NE İLE YAPILMALI

    NAMAZ VAKİTLERİ
    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
    EN ÇOK YORUMLANANLAR
    BUGÜN
    BU HAFTA
    BU AY
    SAYFALAR
    SENDE YAZ
    Ziyaretçi Defteri
    Ziyaretçi Defteri

    Siz de yazmak istemez misiniz?

    Ziyaretçi Defteri
    ARŞİV